Görevimizi yaparken “kimseye, ne müvekkile, ne hakime hele ne iktidara tabiiz. Bizim aşağımızda kişilerin varlığı iddiasında değiliz. Fakat hiç bir hiyerarşik üst de tanımıyoruz. En kıdemsizin, en kıdemliden veya isim yapmış olandan farkı yoktur. Avukatlar esir kullanmadılar, fakat efendileri de olmadı” MOLIERAC

"Yaptığı İş, İnsanlığın Üzerinde Titrediği Adalete Yardım Olan Genç Türk Avukatı! Mesleğini Sev, Yalnız Sevmekle Kalma, Böyle Bir Mesleğe Mensup Olduğun İçin Gurur Da Duy. Çünkü Sevilecek Ve Gurur Duyulacak Kadar Asil Ve Güzeldir. Bu Mesleği Sevmeyen, Kalbinde Onun Mukaddes Ateşi Yanmayan, Asil Ruhlu Olmayan, Mesleği Bir Tezgahtar, Bir Tefeci. Bir Lonca Esnafı Gibi Günlük Rızkı İçin Yapan, Mesleğin Asil Heyecanını Duymayan Adam, İyi Bir Avukat Değildir Ve Olamaz. Haklı Gördüğü Bir İhtilafı Adalet Huzurunda, Hasis Ve Sefil Duygulardan Uzak, Hakkın Ve Vicdanının Emrinden Başka Hiçbir Emir Dinlemeyerek İlmin, Kanunun Ve Medeni Cesaretin Verdiği Bir İmtiyazla Müdafaa Eden Ancak Öyle Bir Adamdır Ki, Memleketine, Mahkemelere, Muhitine, Müvekkillerine Ve Hatta Hasmına Sevgi Ve Saygı Telkin Edebilir. Öyle Bir Adam! Ki, Yalnız Doğru Söyler Ve Her Söylediği Söz Doğru Görülür"

Ali Haydar Özkent
Avukat
İstanbul Barosu Umumi Katibi (1887-1961)